İmgelemede Berraklığı Artırmak İçin Bütün Duyulara Yer Verilmelidir

İmgelemeye daha çok duyu organı katıldığında ve imgelenen olaylar bütün duyu organlarıyla yaşanabildiğinde, görüntüler daha berrak ve etkili olmaktadır. Bir çok antrenör ve sporcu, imgelemeyi içsel – gözlemleme veya zihinde gözden geçirmeyle ( visualization ) aynı olarak düşünmektedir. Zihinde gözden geçirme imgelemenin önemli bir bileşeni olmasına karşın, onun kendisiyle özdeş değildir. İmgeleme, sadece görsel süreçleri değil, işitmeyi, koklamayı, kinestetik duyumları da içine alan bir süreçtir. Özellikle sporlarda performans, sadece görsel süreçleri değil, aynı zamanda kinestetik duyumları ve işitme gibi diğer duyu organlarının etkili katılımlarını gerektirmektedir. Örneğin gelecek olan karşılaşmayı imgeleyen bir futbolcu, karşılaşma sahasını, oynadığı pozisyonu görmeli, girdiği mücadelelerin, verdiği pasların, attığı şutların kinestetik duyumlarını yaşamalı, işitmeli, rüzgârı, hava koşullarını hissetmeli, koklamalı arkadaşlarının, seyircilerin seslerini duymalıdır. Bu imgeleme çalışmaları, sporcuların karşılaşmaya önceden zihinsel olarak ta hazırlanmasına, sporcuların olumlu hisler geliştirmelerine, kendilerine güven yapılandırmalarına ve kaygı faktörleriyle baş etmelerine yardımcı olmaktadır.

İMGELEMEDE KONTROL GELİŞTİRİLMELİ VE AMACA GÖRE YÖNLENDİRİLMELİDİR.

        İmgeleri berrak hale getirmenin yanı sıra, onları hareketli görünümler içinde berraklaştırmak gerekir. İmgelerin içerikleri berrak olarak kontrol edilmelidir. Sporcuların imgeleri olumlu ve onları geliştirici nitelikte olmalıdır. Olumsuz olan imgeler, sporcuların kendileriyle ilgili şüphelerin artmasına, kendilerine olan güvenlerinin sarsılmasına yol açmaktadır. Örneğin eğer bir futbolcu, imgelerinde şutların devamlı olarak dışarıya gittiğini, pasların yerini bulmadığını ve ikili mücadelelerini kaybettiğini görüyorsa, imgeleri üzerinde kontrol kuramıyorsa, bu sorunun üstesinden özel olarak düzenlenmiş bazı imgeleme egzersizleriyle gelinebilir. İmgeleri kontrol etmek, onları istenen yönde ve amaca yönelik olarak hareket ettirmeyi gerektirir. Eğer imgeler berrak bir şekilde amaca yönelik olarak hareket ettirilmiyorsa, performansa yardımcı olması da olanaklı değildir. Sporcuların imgeleri, sadece berrak bir şekilde görmeleri yetmez, onu bütün duyumlarıyla yaşayarak ve amaçlarına doğru olumlu bir şekilde hareket ettirerek kullanmaları gerekir. Böylelikle, sporcunun zihinsel, duygusal ve motorsal süreçleri amaca yönelik olarak hazırlanabilir ve verimli sonuçlar alınabilir. 

BÜTÜN İMGELEME ÇEŞİTLERİ AMACA YÖNELİK OLARAK KULLANILMALIDIR.

            Genelde imgelemenin üç çeşidinden bahsedilebilir. Bunlar içsel imgeleme, dışsal imgeleme ve imgelenecek olan beceriyi mükemmel olarak yapan birini seyrettikten sonra onu imgeleme. Aslında bu üçüncü olarak açıklanan durum da, bir dışsal imgeleme çeşidi olmaktadır. İçsel imgelemede, sporcu kendi vücudunun içinde bulunarak, imgelediği duyguların deneyimini yaşar. Dışsal imgelemde ise, sporcu kendisini bir sineme ekranında görüyormuş gibi seyreder. Sporcu dışsal imgeleme aracılığı ile yaptığı hareket modellerini seyredebilir, kendine güven yapılandırabilir ve yaptığı hareketlerin çevreyle olan ilişkilerini daha iyi görebilir. Spor psikologu antrenörle işbirliği ile sporcunun gereksinmelerini belirlemeli ve bu gereksinmelere göre imgelemenin içsel mi, dışsal mı yoksa her ikisinin karışımı mı olacağına karar vermelidir.   

 
Yrd. Doç. Dr. Hamit CİHAN 2007 ©. Email: info@antrenmanbilimleri.com
Powered By Gülnet İnternet Hizmetleri - E-Akademisyen Paketi ® - E-Akademisyen ™
Kapat
Kapat
Kapat