TAKIMIN YAPISAL GELİŞİM EVRELERİ
Genel olarak sporda özel olarak ta futbolda üst düzeyde performans birçok faktörün uyumunu yakalamayabağlıdır. Bu faktörler, futbolcular, antrenörler, ve kulüp yöneticileriyle ilgili kişisel nedenlere dayandığı gibi, grup, takım, kulüp ve medya gibi çevresel nedenlere de bağlıdır.
Yüksek performanslı bir ekip bir liderlik ve iletişim ağı içerisinde yönetimi zorunludur. Bu zorunlulukların uyumu ve yönetimini gerçekleştirmek ise, bir boşluk içinde ve tesadüfî olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu anlamda yüksek performansı gerçekleştirmenin koşulları için sadece para sarf etmek değil, doğru ve bilinçli bir çaba, iyi bir ekip çalışması ve zamana gereksinme duyar. Takım performansı ve başarıları tesadüflere bırakılmamalı, iyi bir plan ve program içerisinde gerçekleşmelidir. Bu nedenle birçok futbol takımı, futbolcusundan antrenörüne, teknik direktöründen, yöneticisine kadar eleştirilmektedir.
Her bir takım üst düzeyde performans ortaya koymadan önce, bazı grup süreçlerinden geçmektedir. Bu sadece büyük takımların değil, diğer bütün takımlar için de geçerlidir.
Öncelikle bir grup veya bir takım yönetimi, teknik heyeti ve futbolcularıyla bir araya geldiği bir “ şekillenme” sürecini yaşar. Bu“şekillenme” sürecinde takımdaki futbolcular birbirini tanır, takıma ait olma, takımdaki yerleri ve rollerini arama içerisine girerler. Ne yazık ki birçok futbol takımı halen bu şekillenme sürecini aşamayan bir görüntü çizmekte, teknikheyet kıyımları, futbolcu cezalandırmaları ve yönetimle ilgili suçlamalar birbirini izlemektedir. “ Şekillenme” sürecini aşamayan bir takımın, hangi yönetim veya teknik heyetle yönetilirse yönetilsin yüksek performans ortaya koyması beklenemez
“Şekillenme” sürecini takiben, grup dinamikleri açısından “fırtına” sürecine girilir. Bu “fırtına” sürecinde futbolcular arası çatışmalar, liderlik çekişmeleri, forma kapma mücadeleleri, şiddetli tartışmalar, kavgalar ve hizipler oluşabilir. Sorun yaşayan bazı takımlara baktığımızda , “ şekillenmenin” yanı sıra bir “fırtına” sürecinin de sürekli olarak cereyan ettiğini ve bu nedenle de takım performansının ortaya çıkmasında güçlük yaşandığını söyleyebiliriz. Halen oyun içerisinde liderini anlayan bir takım, futbolcuların birbirleriyle tartışmaları, kaptanlık için seçilen futbolcuların bu göreve uygun ve toparlayıcı olmamaları “şekillenme” ve “fırtına” dönemlerinin özelliklerini göstermektedir.
“Şekillenme” ve “fırtına” süreçlerini takiben takımlar “normlanma” sürecine girmektedir. Bu “normlanma” sürecinde düşmanlık, hizip ve çekişmeler yerini dayanışma ve yardımlaşmaya bırakır. Futbolcular ortak hedeflerine varmaları için birlikte çaba ortaya koyarlar. Takım birlik bütünlüğü bu aşamada gelişir. Futbolcular görev, sorumluluk ve rollerinin bilincindedir, görev ve sorumluluklarıyla ilgili düşünceleri açıktır, bunları kabul etmişler ve yerine getirmek için mücadele içerisindedirler. Takımı meydana getiren kişiler arasında memnuniyet, zevk ve doyum yaşanır, gelecek başarıların temeli de bu dönemde atılmaya başlanır. Kişiler gruptaki kendi özel rollerinin ve katkılarının bilincindedir ve birbirlerine saygı duyarlar. Takım içinde tanınma ve statü için çarpışma yerine, ortaya koyulan çabalarda ekonomiklik, koordinasyon, paylaşma ve ele alınan konularda etkililik birlikte değerlendirilerek sonuç alınmaya çalışılır. 2002 – 2003 sezonundaki Fenerbahçe takımına baktığımızda, grup süreçleri açısından “şekillenme” ve “fırtına” süreçlerini sürekli olarak yaşadığı ve çeşitli grup süreçleri ile ilgili nedenlerle bir türlü “normlanma” sürecine geçiş yapamadığı ve bu nedenle de yüksek performans ortaya koymasının o koşullara da olanaklı gözükmediği söylenebilirdi.
“Şekillenme” , “fırtına” ve “normlanma” süreçlerinden sonra “performans” sürecine geçiş yapılabilir. “Performans” sürecinde takımı meydana getiren kişiler, takım başarısı için enerjilerini bütünleştirir ve bunu aynı yöne doğru akıtır. Yapısal problemler çözülmüş ve kişiler arası ilişkilerde etkili bir devamlılık söz konusudur. Bu aşamadaroller açık bir şekilde kavranmıştır, kişiler başarılı olmak için birbirlerine yardımcı olur. Hiç kimse kendisini dışarıda kalmış ve yalnız bırakılmış hissetmez. Ancak bu aşamada bir takım, bütün üniteleri, becerileri, yetenekleri ve potansiyelleriyle performans açığa çıkarabilir.
Elbette yukarıda belirtilen bütün bu takım olma veya grup aşamaları, mekanik bir şekilde birbiri ardınca, problemsiz ve pürüzsüz, bir şekilde gerçekleşmeyebilir. Bu süreçte geriye dönmeler yaşanabilir ve geçilen aşamalar birbirinin içine girebilir.
Takım birlik bütünlüğü ile performans başarıları arasında karmaşık ilişkiler bulunmaktadır. Spor psikolojisinde yapılan araştırmalar, performansbaşarılarının takım birlik bütünlüğünü artırdığı ve takım birlik bütünlüğünün de performans başarılarını kolaylaştırdığını, bunlar arasında dairesel bir ilişkinin bulunduğunu göstermektedir.
Böylelikle grup takım olma yolunda , “şekillenme” , “fırtına” , “normlanma” ve “performans” aşamalarını daha sağlıklı bir şekilde geçebilir ve daha başarılı sonuçlar elde edebilir.
Yukarıda belirtilen takım olma ve grup performansı süreçleri, grubu veya takımı “dağılma” noktasında görülebilir. Görev ve performansların yerine getirilmemesi veya sürekli başarısızlıkların yaşanması sonucu takım artık varlığını sürdüremeyecek noktaya gelebilir. Oyuncu transferleri ve yeni yönetimler grubu tekrardan “şekillenme” sürecine doğru geri atabilir. Bu nedenle, takımlar uzun süreli varlıklarını güvence altına alacak önlemler almalı ve altyapılarına da önem vermelidir. Bir takımın “performans” aşamasına taşınması güç ve zaman alan bir süreçtir. Her yıl yeni oyuncular transfer ederek toplama , bir takım yaratılmasını ve yüksek performansın elde edilmesini güçleştirmektedir.Bir takım uzun süreli hedeflerini kısa süreli hedefler için feda etmemeli , alt ve üst yapısıyla istikrarı yakalayabilmelidir.
Bütün yukarıda sayılan nedenlerle takımların bir ekip olarak “şekillenme” aşamasından “performans” aşamasın taşınabileceği bir liderliğe, yönetime ve futbolcu yapısına gereksinmesi vardır.
Spor psikolojisi danışmanlarının sağladığı en önemli desteklerden biri de “performans yükseltme antrenmanlarıdır” Sporculara, motivasyon, gevşeme, stres yönetimi, dikkat, konsantrasyon, kendi kendine konuşma, imgeleme, kendine güven, hedef belirleme, psiko – enerji yönetimi, iletişim, saldırganlık ve öfkeyle başa çıkma vb. konuları öğretebilir. Kazandırabilir ve uygulamalarına yardımcı olabilir. Ancak yüksek performans için bütün bu zorunluluklar bir araya getirildiğinde, takımın başarıları rastlantısal değil, daha süreklilik taşıyan ve daha gerçekçi olan bir yapı kazanır.