Kuvvet




GİRİŞ
 
Spor biliminde kuvvet kavramı, çok değişik alanlarda ve değişik biçimlerde tanımlanıp sınıflandırılmaktadır.
 
HOLLMANN, bir dirençle karşı karşıya kalan kasların kasılabilme ya da bu dirence belirli bir ölçüde dayanabilme yeteneği olarak kuvveti tanımlarken, SCHOMOLOİNSKY ise kuvveti, belirli bir direnci yenme ya da kas gerilmesi ile dirence karşı koyma yeteneği olarak tanımlamaktadır. MEUSEL ise kuvvetin insanın temel özelliği olduğunu, kuvvet yardımıyla bir kütleyi hareket ettirdiğini ve bir direnci aştığını ya da dirence kas gücü ile karşı koyduğunu söylemektedir. Sporcuların kondisyon düzeyi bakımında kuvveti, HOLLMANN-HETTİNGER, kasın bir dirence karşı kasılması veya bu dirence karşı istenilen kasılmanın ölçüsünün korunmasını ifade eden bedensel bir yetenek olarak tanımlamışlardır.
 
Kuvvetin niteliği ve niceliği; güce, eklemin maksimal eforuna, bağ ve eklem ekseninin mesafe ve mekanik açısına, eklem hareketlerine, tendon ve kas dokusunun diğer özelliklerine bağlıdır. Bir cismi ya da kişinin kendisini bir yerden başka bir yere taşıması kuvvetin varlığını göstermektedir. Kişinin yürüyüşü çok büyük miktarlarda kuvvet gerektirmezken, yüksek hızda hareket etme kabiliyeti gibi özellikler büyük oranda kuvvet gerektirmektedir.
 
Sportif eylemlerde arzu edilen performans analizi yapıldığında kuvvetin, bazı spor dallarında doğrudan, bazı spor dallarında ise dolaylı olarak performansı etkileyen fiziksel bir özellik olduğu görülmektedir. Bundan dolayı kuvvet üretebilme yeteneğinin birçok spor branşında performansı belirleyen temel bir öğe olduğu ve her spor disiplininin farklı türde kuvvet ve fiziksel uygunluk gerektirdiği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Literatürde kuvvet, maksimal kuvvet, çabuk kuvvet ve kuvvette devamlılık olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştır.
 
Maksimal Kuvvet
 
Sinir ve kas sisteminin istemli kasılması sonucu ortaya çıkarılabilen en yüksek kuvvete maksimal kuvvet denilmektedir. Kuvvet genellikle maksimal kuvvetle eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Büyük bir ağırlığa karşı koyma ya da büyük bir ağırlığı kontrol edebilme gereği duyulan sporlarda performansa birinci derecede etki eden bir fiziksel özellik durumundadır.
 
ZATSYORSKİ (1968), bir kişinin oluşturabileceği kuvvet büyüklüğünün 3 faktörün fonksiyonu olduğunu söylemiştir. Bu faktörlerden birincisi, intermusküler koordinasyon veya performans esnasında değişik kas gruplarının ortak hareket etmesidir. Kuvvete ihtiyaç duyan bir fiziksel aktivitede harekette yer alan kaslar arasında yeterli koordinasyon olmalıdır ve kaslar belirli bir ardışıklık içerisinde hareket etmelidirler. Örneğin, halterde silkme tekniğindeki hareket başlangıcında ve ilk döneminde trapezius kası gevşetilmelidir. Yinede bu kas silkme fazında yer almalıdır. Bazı elit sporcular kaldırışın başlangıcından itibaren trapezius kasını kasmaktadırlar. Koordinasyonun bu eksikliği kaldırıştaki teknik yapının değişimiyle sonuçlanarak etkisiz performans meydana getirmektedir. Bu nedenle yetersiz kaslar arası koordinasyonunun sonucu olarak performans bir kimsenin potansiyelinin altında kalmaktadır.
 
Diğer bir faktör ise intramusküler (kas içi) koordinasyondur. Bir sporcunun kuvvet sergilemesi için aynı amaçla ve aynı harekette nöromusküler birimlerin yer almasına ile meydana gelmektedir. BOROGA’ya (1978) göre eğer kol curl hareketinde biceps brachii kası 25 kg’lık maksimum kuvvete sahipse, aynı kasın elektriksel uyarımı kasın kuvvet kapasitesinin 10 kg’lık artışını meydana getireceğini söylemiştir. Bu nedenle sporcunun herhangi bir hareket esnasında bütün kas liflerini devreye sokamadığı ortaya çıkmaktadır. BÜHRLE (1985)’ye göre intramusküler koordinasyonun kendini gösterme derecesi, izometrik ölçülen maksimum kuvvet ile eksentrik ölçülen maksimum kuvvet arasındaki farkla belirlenmektedir.
 
Bir kasın ortaya koyabileceği maksimum kuvvetin oluşturulmasındaki son faktör ise kasın bir sinirsel uyarıya tepki gösterdiği kuvvettir. Bir kas antrenmanın etkisine sadece %30 potansiyeliyle tepki göstermektedir. Aynı yöntemlerin veya yüklenmelerin antrenmanda kullanılması oransal olarak antrenmana uyumu artırmak için yüksek yoğunluktaki uyarılar kullanılmalıdır. Çünkü maksimum uyarı maksimum tepkiye sebep olmaktadır. Bu nedenle sistematik antrenmanın sonuçlarından biri de sinirsel uyarıların senkronizasyonunun kademeli olarak gelişmesidir.
 
Büyük bir dirence karşı koyabilme, halterde yüksek ağırlıkları kaldırma, gülle atma, takım sporlarında savunma yaparken ya da rakip oyuncuları kontrol ederken ve ani hücumlara çıkabilmek için gerekli olan ilk kuvvet daima maksimal kuvvettir. Bu nedenle bu tarz sporlardaki yüksek dirençleri karşılayabilmek ya da kontrol edebilmek için maksimal kuvvete gereksinim duyulmaktadır. Maksimal kuvvet sprinterlerde ya da büyük sıçrama yeteneği gerektiren spor dallarında süratle birleştirilebileceği gibi, kürek sporunda olduğu gibi dayanıklılıkla da birleştirilebilmektedir.
 
Maksimal kuvvet, statik kuvvet ve dinamik kuvvet olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Dinamik kuvvet türünde kas, kasılma sırasında kısalmaktadır. Bir ağırlık kaldırmak ya da indirmek genel olarak dinamik kuvvet kavramı içindedir. Statik kuvvet türünde ise kasta gözle görülen bir kısalma olmamakta ama yüksek bir gerilim ile kuvvet açığa çıkartılmaktadır. Bir başka deyişle kasın başlama ve bitiş noktalarında bir yaklaşma olmaz. Bu tip kuvvette direnç karşısında birey durumunu korumaktadır.
 
Çabuk Kuvvet
 
Yüksek bir dirence karşı, en kısa sürede bir defada mümkün olabilen en yüksek kuvvet derecesine sahip olma yeteneğine çabuk kuvvet denmektedir. Bu olayın gerçekleşebilmesi için sinir ve kas sisteminin yüksek bir hızda kasılması beklenmekte ve normal kuvvetten ayrı olarak iyi bir koordinasyonu gerektirmektedir.
 
Çabuk kuvvet kavramı aslında oldukça kombine bir özelliktir ve birçok spor branşında da çok büyük önem taşımaktadır. Atletizmdeki koşularda, özellikle sprint koşularındaki başlangıç esnasında, atmalar, atlamalar ve spor oyunlarındaki çeşitli vurma, itme, fırlatma ve atış gibi motorik becerilerin yaratılmasında ve uygulanmasında önemli derecede ihtiyaç duyulan bir özelliktir.
 
Çabuk kuvvet, üç farklı başlık altında toplanmaktadır. Bunlar; başlama kuvveti; patlayıcı kuvvet ve elastik kuvvettir. Başlama kuvveti, bir hareketi başlatmak için gerekli olan kuvvet olarak tanımlanmaktadır. Patlayıcı kuvvet, çok kısa bir süre için kasın kasılmasıyla ile yüksek miktarda kuvvet üretebilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Elastik kuvvet ise bir kasın eksantrik kasılmasının hemen arkasına konsantrik bir kasılma ile sergilemiş olduğu kısa süre içinde yüksek miktarda kuvvetin hızlı bir şekilde uygulanması olarak tanımlanmaktadır.
 
Çabuk kuvvet hem temel kuvvetin artırılması hem de hareket hızının yükseltilmesi ile olumlu yönde geliştirilmektedir. Kuvvet antrenmanı uygularken dış yüklenmeler çok yüksek olursa, maksimal kuvvet ve kasılma hızında düzelme meydana gelecektir. Ancak bu yöntem dış yüklenmelerin çok az olduğu müsabaka hareketlerine özgü kasılma hızının geliştirilmesine ya da düzeltilmesine yarar sağlamayacaktır. Çabuk kuvveti kazandırıcı çalışmalar uygulanırken ilke olarak orta ve ortanın üstü yüklerden yararlanılmalıdır. Her ne kadar gerçek çabuk kuvvet %60-80 şiddetindeki yüklerde çalışılıyorsa da, sportif oyunlar için %50-70 arasındaki şiddet yeterli olacaktır.
 
Çabuk kuvvetin geliştirilmesi için kullanılan egzersizlerde yüklenme ve dinlenme arasındaki ilişkiye dikkat etmek gerekmektedir. Hızlı uygulanan hareketler arasında yeterli dinlenme süreleri verilmelidir. Bu nedenle, bu tür kuvvetlerin geliştirilmesi için önerilen yüklenme yöntemlerinde dinlenme için verilecek süre ve bu sürenin nasıl geçirileceği dikkatle gözden geçirilmelidir.
 
Kuvvette Devamlılık
 
Kuvvette devamlılık; kuvvet ve dayanıklılığın bir karışımıdır ve tüm organizmanın yorgunluğa karşı koyabilme yeteneği ya da uzun süren güç performanslarında yorgunluğa karşı tolerans düzeyi olarak tanımlanmaktadır.
 
Yapılması uzun bir süreyi alan spor branşlarında performansı belirleyen en önemli motorsal özellik olarak gösterilmektedir. Bunun en belirgin göstergelerinden birisi maksimum sayıda yapılan şınav hareketidir. Bu harekette, vücut ağırlığı tarafından meydana getirilen dirence oldukça uzun bir süre karşı konulmak gerekmektedir. Bisiklet, kürek, kayak, yüzme, kros, orta mesafe koşuları gibi sporlarda oldukça önem kazanan bir özelliktir ve genelde süresi 60 saniye ile 8 dakika arasında değişen sporları kapsamaktadır.
 
Kuvvette devamlılık özelliğinden beklenen en önemli sonuç, bir maçın başından sonuna kadar tüm teknik ve taktik hareketlerin başarılı bir şekilde gerçekleşebilmesidir. Kuvvette devamlılık için önemli olan kriterlerden birisi antrenmanlar sırasında kullanılacak yüklenme şiddeti ve yüklenme kapsamıdır. Kuvvette devamlılığı geliştirmek için çalışmalar az yüklenme ve çok tekrar sayısı ile yapılmaktadır. Ayrıca kaslarda fazla miktarda laktik asidin toplanması ve kasın görevini yapamaz duruma gelmesini önlemek için orta düzeyde bir hareket temposu uygulanmaktadır. Amaca ve spor disiplinine özgü olarak yüklenmelerin şiddeti %30-60 arasında ve tekrar sayıları ise 20-40 arasında olmalıdır.
 
 
 
 
 
 
KAYNAKÇA
 
DÜNDAR, Uğur : Antrenman Teorisi, 5. Baskı, Bağırgan Yayınevi, Ankara, 2000.

GÜNDÜZ, Nedim : Antrenman Bilgisi, 1. Baskı, Saray Dedikal Yayıncılık San ve Tic Ltd Şti, İzmir, 1995.

SEVİM, Yaşar : Antrenman Bilgisi, Geliştirilmiş Baskı, Tutibay Ltd. Şti, Ankara, 1997.

TAŞKIRAN, Yavuz : Klasik Antrenman Teorisi, Yayıncı Yayınları, İzmit, 2003.
 
ZİYAGİL, A. Mehmet / TAMER, Kemal / ZORBA, Erdal : Beden Eğitimi Ve Sporda Temel Motorik Özelliklerin Ve Esnekliğin Geliştirilmesi, Emel Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti., Ankara, 1994.
 
ZORBA, Erdal : Fiziksel Uygunluk, 2. Baskı, Gazi Kitabevi, Muğla, 2001.
 

 
Yrd. Doç. Dr. Hamit CİHAN 2007 ©. Email: info@antrenmanbilimleri.com
Powered By Gülnet İnternet Hizmetleri - E-Akademisyen Paketi ® - E-Akademisyen ™
Kapat
Kapat
Kapat