DRAMA

Saha Uygulamam ve Drama
Drama kavramı Yunanca (dran)’ dan türetilmiş ve dran sözcüğünün yapmak, etmek, eylemek anlamlarını taşıdığı bilinmektedir. Tiyatro bilimi içinde drama özetlenmiş, soyutlanmış eylem anlamına ( San, 1990 ) gelmektedir.
         Buna karşın dram ( Drame ) Fransızca’da burjuva tiyatrosu anlamına geldiği için, uzunca bir süre dilimizde drama, özellikle halk dilinde tiyatronun içinde bir takım türlere eş anlamla kullanılmıştır. Hatta drama tiyatro adıyla anıldığı zamanlar olmuştur. Buna karşın dram; hüzünlü, duygusal oyun anlamına gelmektedir.
         Drama bir bakıma belirsiz bir terimdir. Bir yandan sahne, tv ya da radyo için yazılmış bir oyun anlamına gelebilir. Bu oyunlar yanı zamanda yazınsal eser olarak çalışılabilir ya da okunabilir.
         Türkçe sözlükte, sahnede oynamak için yazılmış oyun ve tiyatro yazısını ya da acıklı, üzüntülü olaylar, kimi kez güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu türü ( T D K,1983 ) şeklinde tanımlanmaktadır. Dram sözcüğü dilimize geçişi her iki tanımdan anlaşıldığı gibi “yapmak, eylemek, uğraşmak” biçimindedir ve günümüzde ise drama sözcüğü “oyun oynamak, canlandırmak” anlamında kullanılmaktadır.
         Dramatik sözcüğü Türkçe’de “acıklı” gibi almam kazanmasına karşın elbette bu sözcüğün anlamı bu değildir. “Etkili, canlı, tiyatral, göz alıcı” gibi anlamlara gelen bu sözcük drama sözcüğüne hizmet eden bir anlam taşımaktadır. (Gönen ve Dalkılıç, 1988).
         Nutku’ ya ( 1976) göre; drama, insanın yaşamı boyunca süren bir eylemdir ve insanın kafaca sağlığına bağlıdır. Kısaca darama; “ Yaşama sanatıdır.”
         Drama; öğrenmek, sahneye çıkmadan ve oyunda rol yapmadan yaşam deneyimini genişletmek demektir.
         İnsan kendi “durum”larından öğrenir, görür, okur, paylaşmanın heyecanını duyar. 
         Drama bir öğrenme yöntemidir.Drama aracılığıyla olayla ve durumlarla bunların arasındaki bağlantılar kolayca öğrenilmektedir. Düş gücünün alabildiğine genişletilebildiği bir alandır. ( O’ Neill ve Lambert 1990 )
         Henry Caldwell Cook, oyunu “ yapmaya değer tek iş “ ve insan doğasında varolan bir etkinlik olarak görmüştür.
         Bu tür uygulamalar bir tür ‘ öyleymiş gibi yapama’ oyunu biçimindeydi. Sully Şöyle değinmekteydi: Dramatizasyon çocuğun kendine yeni bir, çevre yaratmasıdır. Drama da rol oynayan çocuğun aldığı zevk, herhangi bir izleyicinin değerlendirmesine bağlı değildir.
         Slade çocukların yaratıcı bir eğitimde yetiştirilebilmeleri için yetişkin standartlara göre ölçülmemesi gereğini vurguluyordu ( Adıgüzel, 1993)
         Öğretmen ( Antrenör) ‘ sevecen bir dost’ olup, eleştirmek ya da yönetmek yerine, grubun dikkatini “ farkına varmamış olabilecekleri küçük güzelliklere” çekmesi gerektiğini vurguladı. (Hornbrook, 1989).
         Brian Way Dramanın çocukların kendine güven duymasını sağladığı ve çocukların kendi kaynaklarını keşfetmesine, kullanmasına yardım eden bir araç olduğu konusunda açıklamalar bulunmaktadır. Brian Way, tiyatro ve dramayı kesin çizgilerle birbirinden ayırmıştır. Ona göre, tiyatro bir seyirci kitlesine yöneliktir ve seyirciler için oynanır. Dramda ise katılanların kendi yaşantıları önemlidir.
       Heathcote dramayı önemli bir öğrenme yöntemi olarak kabul etmiştir. Çocukların oyun yaratması için değil, onların bilincini uyandırmak, gerçeğe fantezi yoluyla bakmalarını sağlamak, Onun yaptığı onlara daha fazla bilgi vermek yerine, bildiklerini kullanma becerisi kazandırmaktır. ( Wagner,1976)
         Heatchcote çocuklara, oyunları taklit etmek ve edebiyat örneklerini dramatize etmek yerine, bir olayda ya da bir çalışma biriminde dramatik anı bulmalarına yardım etmeyi yeğliyordu. Heatchcote, daha etkili biçimde öğrenmenin sağlanması için, öğretmenlere dramayı kullanırken öğrencilere yardım etmelerini salık veriyordu. Onların birer rehber ve kaynak kişi olarak öğrencilerle birlikte çalışmalarını doğru bulmaktaydı.
         Çocuk oyununda sonuç önemlidir. Buna bağlı olarak kazanmak veya kaybetmek söz konusudur. Drama etkinliğinde ise, sonuç değil, süreç önemlidir. Yani, çocuğun katıldığı etkinliği mükemmel yapması değil, sürece nasıl katıldığı önemlidir.
         Eğitici drama bir adım sonra ne ile karşılaşacağını bilmeden yaşama ait rolleri yeri gelince oynamak ve bu yolla yaşamı tanımak demektir. ( Gönen 1992 )
Yaratıcılık bütün duyuları, duyguları ve düşünceleri ile birlikte tüm insanı kapsar. Yaratıcılık kendini yalnız okulda göstermez. Her yerde, çocukların oynadıkları, deneyimler edindikleri, çevrelerini kendilerine göre yorumladıkları her şey de ortaya çıkar.
         Çocuklar bir şeyi olduğu gibi kabul etmek istemiyorlar; yetişkinlerle birlikte işlemeyen bir şeyi işler duruma getirmeyi istemiyorlarsa, sorunların çözülmesinde yaratıcılık çok önemlidir. Eğer her şeyin Olduğu gibi kalmasını istemiyorsak,yaratıcılık kaçınılmaz bir gereksinimdir. O halde yaratıcılık kurallara da karşı gelip, denenmiş şeylere karşı kuşku ve merak gösterebilmek ve denemektir.(Bode vd. 1979)  
Kuramdan Uygulamaya-İlköğretimde Drama -Oyun ve İşleniş örnekleriyle -Engin Karadağ – Dr. Nihat Çalışkan

 
Yrd. Doç. Dr. Hamit CİHAN 2007 ©. Email: info@antrenmanbilimleri.com
Powered By Gülnet İnternet Hizmetleri - E-Akademisyen Paketi ® - E-Akademisyen ™
Kapat
Kapat
Kapat